Başkalarına Gösterdiğiniz Şefkati Kendinize de Gösteriyor Musunuz?

Dr. Sibel Arslan · 01.08.2026

Bir an durun.

Gözlerinizi kapatmanıza bile gerek yok.

Sadece son hata yaptığınız anı hatırlayın.

Kendinize ne söylediniz?

"Yine beceremedin."

"Sen zaten hep böylesin."

"Bir türlü doğruyu yapamıyorsun."

Şimdi aynı hatayı çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın yaptığını hayal edin.

Ona da aynı cümleleri kurar mıydınız?

Muhtemelen hayır.

Çünkü çoğumuz, başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimizden esirgeriz.

İçimizde Birden Fazla Ses Var

Hepimizin içinde farklı parçalar yaşar.

Bir yanımız sürekli eleştirir.

Daha iyi olmamız gerektiğini söyler.

Hata yapmamamız gerektiğini hatırlatır.

Bazen sesi o kadar serttir ki, onu gerçek zannetmeye başlarız.

Ama içimizde yalnızca eleştiren taraf yoktur.

Bir de o eleştirileri her gün dinleyen, yorulan, incinen ve kabul edilmeyi bekleyen bir yanımız vardır.

Çoğu zaman fark etmediğimiz şey ise şudur:

Aslında ikisi de bize aittir.

Biri bizi korumaya çalışırken bunu sert bir dille yapar.

Diğeri ise yalnızca görülmek ve anlaşılmak ister.

Peki Ya Üçüncü Bir Ses Mümkünse?

Şimdi hayal edin.

Eleştiren tarafınız bir sandalyede oturuyor.

Karşısında ise eleştirilen tarafınız...

Siz ise ikisinin tam ortasında, onları yargılamadan izleyen üçüncü bir yerde duruyorsunuz.

Bu yer; şefkatli, bilge ve dengeli yanınızdır.

Bu yanınız eleştiren tarafa şöyle diyebilir:

"Seni görüyorum. Beni incitmek için değil, korumak için konuşuyorsun. Hata yaparsam zarar göreceğimden korkuyorsun."

Sonra eleştirilen tarafa döner:

"Bu kadar sert sözleri her gün duymak gerçekten yorucu olmalı. Anlaşılmaya, dinlenmeye ve olduğu hâlinle kabul edilmeye ihtiyacın var."

İşte öz şefkat tam da burada başlar.

Öz Şefkat Kendine Acımak Değildir!

Bazı insanlar öz şefkati kendine acımak ya da sürekli kendini teselli etmek sanır.

Oysa öz şefkat, acıyı inkâr etmek değildir.

Kendimize bahaneler üretmek de değildir.

Öz şefkat; zorlandığımız bir anda, en yakın dostumuza göstereceğimiz anlayışı kendimize de gösterebilmektir.

Hata yaptığımızda kendimizi aşağılamak yerine öğrenmeye açık kalabilmektir.

Düştüğümüzde kendimizi tekmelemek yerine ayağa kalkmamıza yardım edebilmektir.

Belki de İhtiyacımız Olan Şey Daha Sert Olmak Değil!

Toplum bize çoğu zaman gelişmenin yolunun kendimizi daha fazla eleştirmekten geçtiğini öğretiyor.

Oysa araştırmalar bize farklı bir şey söylüyor.

İnsanlar kendilerine şefkatle yaklaşabildiklerinde; hata sonrası toparlanmaları, değişime açık olmaları ve psikolojik dayanıklılıkları artıyor.

Çünkü insan en çok, kendini güvende hissettiğinde gelişebilir.

Bugün kendinize küçük bir soru sormanızı istiyorum:

İçinizdeki eleştirmen bir anlığına sessizleşse, onun yerine şefkatli ve bilge yanınız konuşsa size ne söylerdi?

Belki de yıllardır duymaya ihtiyaç duyduğunuz cümle tam olarak şudur:

"Zorlanıyor olabilirsin. Hata yapmış olabilirsin. Ama bütün bunlara rağmen değerli bir insansın ve yeniden başlayabilirsin."

Belki de gerçek değişim, kendimize biraz daha sert davranmakla değil; biraz daha anlayışla yaklaşabilmekle başlar.

🌿Eğer bu satırlar size iyi geldiyse ya da sizi düşündürdüyse, belki bugün buna ihtiyaç duyan birinin de yoluna ışık olabilir. Paylaşmayı unutmayın.

WhatsApp